" TÖRE " adlı gençlik oyununu hakkında yönetmen Ebru SAÇAR'ın yazısı

BİR KADIN OLARAK…

      Geleneksel bir toplum yapısına sahip olan ülkemizde, kadına ve kadın kimliğine, ne yazık ki   insanlığa yakışmayan bir değer biçilmektedir. Buna karşın erkeğe ve erkek kimliğine ise aşırı biçimde yüceltme daha da ötesi kışkırtma boyutunda değer biçilmektedir.
Toplumda kadın kimliğinin küçültülmesi aşağılanması bir bakıma Erkek kimliğiyle özdeşleştirilen, güce ve iktidara tapınmanın da sonucudur ki, bu aynı zamanda erkeğin kendi benliğine ve kendine güveninin de doyumu ve öz kabulüdür. Böylece, kadını kadınlığıyla, aşağılayan “Erkek Millet” anlayışı, aslında Erkek kimliğiyle güce ve mülkiyete olan düşkünlüğünü de sergilemektedir.                                                                           

      Kadının varlığı ve kimliği, Ataerkil Toplumca, erkeğin mülkiyetine bırakılmıştır Kadın Erkeğin hizmetinde olmak ve ihtiyaçlarını gidermekle ve de çocuk doğurmakla yükümlendirilmiştir.

        Fakat  geleneksel değerlere bağlılık bile, kimi zaman çıkar ilişkilerine kurban olmaktadır. Kapitalist kar ve mülkiyet hırsının, her türden değer yargılarını, kendi çıkar süzgecinden geçirip, yeniden şekillendirdiği günümüzde, kadın benliği ve bedenide o yönde yeniden değerlendirmeye tabii  tutuluyor. Geleneksel toplumlar, erkek egemen kültürün değer yargıları ile, kapitalist tüketim kültürü arasına sıkışmış kalmıştır.

       Günümüzde,  otomobilden  kozmetiğe, gıdadan beyaz eşyaya, bütün reklamlarda, kadınlara gizliden gizliye, kimi zamansa açık açık verilen mesaj şu oluyor. “Şayet kadınsanız; başarılı olmak, mutlu olmak, kariyer yapmak, yada istediğinizi elde etmek istiyorsanız güzel   olmak zorundasınız".

        Kadın olmak, neredeyse şeklen güzelliği, hatta cinsel kışkırtıcılığı, teşhiri zorunlu kılıyor. Kapitalist toplumun piyasacı değerleri doğrultusunda şekillenen toplumsal ve kültürel yapı içerisinde, kadın kimliği ve bedeni, medyada bir ürünü tanıtmak için kullanılan vitrin ve reklam aracı olmanın yanı sıra, piyasada başlı başına bir meta durumuna getirilmiştir.

        Dizilerdeki ve  magazin  programlarındaki kadın imajı, topluma örnek gösterilen vitrindeki kadın idolleri, daha çok cinsel obje niteliğindeki, sözüm ona şarkıların kliplerinde ki, kadına biçilen rolü göz önüne alırsak, kadına verilen gayri insani rolü ve değeri daha açık bir şekilde görebiliriz. Üstelik galeyana geldiğinde namus adına, korkunç töre cinayetleri işlenen Türkiye gibi geleneklerine bağlı bir ülkede, nasıl oluyor da, kadınlar böylesine ahlak olgusuna aykırı şekillerde birer cinsel objeye dönüştürülebiliyor anlamak imkansız.İki taraftan da bakıldığında, ne geleneksel yargılar ne kapitalist toplum değerleri kadına verilmesi gereken değeri vermemektedir.
      Tabii ki kadınlar haklarını günümüzde daha rahat bir şekilde arayabilmektedir. Ancak sonuç ne yazık ki pek değişmemektedir.Bir anda  kadın hakları savunucusu kesilen iktidar ve iktidar destekçisi kesimlerin, eğitim hakkı, yaşam hakkı, özgürlük adı altında,  kadınları daha da sınırlamak ve  kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek için düzenlediği kanunlar, kurallar günümüzde de kadına verilen değeri bir kez daha gözler önüne sermektedir.
      Gerçek bir kadın – erkek eşitliğinin sağlanması için var olan toplumsal yapıların oldukça köklü ve önemli değişiklikler geçirmesi gerektiği ortadadır. Tarih göstermiştir ki; Bu değişim ancak emeğin, emekten yana politikaların iktidar olduğu sitemlerde mümkün olmuştur. Ve kadınlar, daha yaşanası bir dünya için emek mücadelesinde ön sıralarda yerlerini almaktadır.

      Ankara Sanat Tiyatrosu Gençlik biriminin ikinci oyunu olan “TÖRE”,  Turgut Özakman’ın, Kan davasını aşağılamak, kadını yüceltmek için yazdığı bir tiyatro eseri olarak hala güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle hiçbir zaman eskimeyen, bu oyunla, öldürme töresinin karşısına sevginin ve  hoşgörünün töresini koyarak, Ne yazık ki hala yaşanan ve  hergün görüp görmezden geldiğimiz töre cinayetlerine bir kez daha dur demek istiyoruz.

                                                                                                                      Ebru SAÇAR
Yönetmen
                                                                                                                  
 

 

 
     
ANKARA SANAT TİYATROSU 2005