En ünlü Bulgar komedya yazarı Stanislav Stratiev, 1941 yılında başkent Sofya'da dünyaya geldi. Lise eğitiminden sonra yüksek öğrenimini Sofya Kliment Ohridski Üniversitesi Bulgar Filolojisi Fakültesi'nde tamamladı. Uzun süre günlük Halk Gençliği ve haftalık Eşekarısı gazetelerinde yayın yönetmenliği görevinde bulunduktan sonra; 1976'da, gerek oyuncu kadrosu ve yönetmen ekibi, gerekse seçtiği konular açısından kurulmuş olduğu 60'lı yılların ortasından itibaren Bulgaristan çapında tiyatro gündemini belirleyerek dönemin bütün doğru ve eğrilerinin korkusuzca seslendirildiği sahneye dönüşen Sofya Devlet Yergi Tiyatrosu'nda oyun yazarlığına başladı.
Stanislav Stratiev yazınsal yaratıcılık alanındaki ilk adımını 1969'da, gençlerin yaşamını konu edindiği ve Yalnız Yel Değirmenleri başlığı altında derlediği öyküleriyle attı. Daha sonraki yıllarda kaleme aldığı öykü ve uzun öykülerini Ağaçlar Arasında Bir Yaban Ördeği , Truva Atı , Valizsiz Yolculuk , Köpekli Manzara , Manzaradan Ayrıntılar başlıklı kitaplarında okurların dikkatine sundu.
1974'te yarattığı Roma Hamamı başlıklı ilk komedyasıyla oyun yazarlığına başlaması, öykü ve uzun öykülerinden övgüyle söz eden edebiyat eleştirmenleri tarafından biraz beklenmedik bir gelişme olarak değerlendirildi. Ancak çok kısa zamanda tiyatronun Stratiev için geçici bir heves olmadığı anlaşıldı ve yüzyılı aşkın geçmişine karşın ülke sınırlarını aşarak evrensellik boyutlarına yükselmiş örnekler açısından pek zengin olmayan Bulgar komedyası, Stratiev çapında bir yaratıcıyla repertuarını renklendirdi. Bunun yanı sıra, Stratiev de uluslararası yazar ününü büyük ölçüde tiyatroya borçlu oldu. Ülkesinde on yıllar boyunca kapalı gişe sahnelenen, yeni yorum ve algılamalara açık olan Roma Hamamı'nın baş oyun kişisi İvan Antonov, müdürünün rahatsızlanması sonucunda ömründe ilk kez tatilini ağustos ayında deniz kıyısında geçirme şansını yakalamıştır. Ancak yıllardır yaz tatiline ocak ayında gönderilen ve kaloriferlerin çalıştırılmadığından en kötü olasılıkla zatürree olarak dönen Antonov, o dinlencelerini özler duruma gelecektir, çünkü bin türlü engelleri aşarak yola çıkmadan önce iki ustaya salonundaki biraz çürümüş döşemenin değiştirilmesi için dairesinin anahtarlarını bırakmış ve alttan imparator Pompilyanus dönemine ait, dünyada hiçbir örneği ve benzeri olmayan Roma hamamı kalıntıları çıkmıştır. Bu noktadan sonra Antonov'un bitmek tükenmek bilmeyen çileleri başlar. Tatilden dönünce salonundaki canlı yayın ekibiyle karşı karşıya kalır, üstelik gerekli izni alarak hemen salonda kazılara başlayan, ancak hamamın kendisini değil de sağlayacağı olanakları düşünen Doçent Ananiev tarafından dairesine el konulmuştur. Kahramanımız başını sokacak bir yer verilmesi karşılığında bilimin kutsal tapınağı önünde kendisinden istenen ağır bedelleri ödemeye hazırdır, ancak bu masumane talebinden dolayı bencil ve barbar biri olarak ilân edilecek, sekiz milyardan oluşan insanlığı düşünmesi gerektiği hatırlatılacaktır. İvan Antonov'un, soyut kavram olan insanlığı önemseyen, ancak somut insana değer vermeyen toplumsal düzenin temsilcilerine karşı – hamamı pasta gibi dilim dilim keserek yurtdışına kaçırmayı öneren ve kazanılan paralarla onu İsviçre'de göl kenarlarında milyon dolarlık villalarda gören tarihi eser kaçakçısı Tsekov; bir vekâlet karşılığı daireyi satmak şöyle dursun, bütün insanlığı yargılamaya hazır emlâkçı Diamandiev; bir damla suyu olmayan havuza atanan ve orada yüzlerce yüzücü yetiştirmeyi tasarlayan cankurtaran, belediyeciler, dilenci... – amansız savaşımı başlayacaktır...
Sıradaki Deri Ceket ile Otobüs piyesleri yazarın yükselen popülaritesini pekiştirmenin ötesinde, dramaturgi dilinin gittikçe sivrileşerek toplumsal ve bireysel deformasyonların daha yergici bir analizi ve iğneleyici tanılarıyla yoğunlaştığına tanıklık ederiz. Kendine özgü bir ekol yaratmayı başaran Stratiev'in, karakter komedyası ve farklı uygarlıkların karşıtlığından doğan geleneksel Balkan komedyasından daha çok Avrupa saçma tiyatrosunun deneyiminden yararlandığı gözlemlenir. Yaratıcı, sıradan ve banal olarak nitelendirilebilecek olay veya durumlardan hareket eder, bunları abartıp saçma ve grotesk simgelere dönüştürerek bürokratik insancılsızlaşmanın egemen olduğu dehşet verici bir dünya yaratır.
Satirik komedya türünün sözünü ettiğimiz özellikleri genel hatlarıyla Stratiev'in 80'lerde kaleme aldığı Maksimalist , Dünya Dönüyor , Yaşam - Kısa Olmasına Karşın , Balkanlılık Sendromu ve 1989'daki politik ve toplumsal değişimi izleyen yıllarda yarattığı Mamut , Bulgar Modeli , Diğer Taraftan , Tavşanların Kış Alışkanlıkları , Boş Odalar piyeslerinde ve düzyazıyla drama karışımı yapıtlarında da ön plâna çıktığı gözlemlenir.
Çeyrek yüzyıl boyunca, normal mantık açısından saçma görünen, ancak saçma bir toplumsal düzende gayet normal olan saçmalıkların ve yanlış algılanan uygarlık sendromu nun yergiciliğine soyunan Stanislav Stratiev, Eylül 2000'de Viyana'da yaşamını yitirmeden önce, yoğunlaşmış karamsarlığını perçinleyen Bulgar modeli nin yapay demokrasi ve liberalizm dışavurumlarını acı bir gülümsemeyle izlemek durumunda kaldı.